TÜİK verilerine göre Türkiye ekonomisi 2025’te yüzde 3,6 büyüdü. Bu büyümede inşaat sektörü yüzde 10,8 ile başı çekti. Sektör temsilcileri geleceğe dair konuştu.
Türkiye ekonomisi, 2025 yılında uygulanan ekonomik program ve sergilenen performansla bir önceki yıla göre yüzde 3,6 büyüdü. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ilk üç ekonomi arasına giren ülkenin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’sında (GSYH) inşaat sektörü, yüzde 10,8’lik artışla en yüksek büyümeyi kaydederek lokomotif görevi üstlendi.
Sektör temsilcileri, açıklanan verilerin inşaat sektöründeki artan ivmeyi teyit ettiğini belirtti. Konut üretimi, kentsel dönüşüm ve altyapı yatırımlarındaki hareketliliğin ülke ekonomisine önemli katkı sağladığı vurgulandı.
Gayrimenkul Yatırımcıları Derneği (GYODER) Başkanı Neşecan Çekici, inşaatın büyümeye en çok katkı sunan sektörlerin başında geldiğini ifade etti. Çekici, bu gelişmenin sektörün yeniden büyümenin ana taşıyıcılarından biri haline geldiğini gösterdiğini aktardı.
İnşaatın sadece kendi üretimiyle değil; çimento, demir-çelik, seramik, cam, boya, mobilya, lojistik, mimarlık, mühendislik, finans ve sigorta gibi geniş bir ekosistemi harekete geçiren çarpan etkisine sahip olduğu belirtildi. Bu ivmelenmenin sanayiden hizmetlere, istihdamdan vergi gelirlerine kadar ekonominin birçok kalemine yayıldığına dikkat çekildi.
İnşaat sektöründe ücretli çalışan sayısının son bir yılda 1,8 milyondan 2 milyona yükseldiği kaydedildi. Deprem bölgesindeki yeniden inşa çalışmaları, kentsel dönüşüm ve altyapı yatırımlarının kamu-özel sektör işbirliğiyle üretim kapasitesinin ve tedarik zincirinin canlı kalmasına destek olduğu ifade edildi. Sürdürülebilirlik için üretim artışının yanı sıra finansmana erişim, maliyet istikrarı ve öngörülebilir ruhsat-planlama süreçlerinin güçlenmesi gerektiği vurgulandı.
Konut Geliştiricileri ve Yatırımcıları Derneği (KONUTDER) Yönetim Kurulu Başkanı Ziya Yılmaz, inşaat sektörünün yüzde 10,8’lik büyüme ile ekonomiye en yüksek katkıyı sağlayan sektörlerden biri olduğunu dile getirdi. Bu durumun sektörün çarpan etkisini ve stratejik önemini bir kez daha ortaya koyduğu belirtildi.
Özellikle deprem bölgesinde yürütülen kapsamlı yeniden inşa sürecinin dünyaya örnek teşkil edecek ölçekte olduğu vurgulandı. İnşaat sektörünün demir-çelikten çimentoya, seramikten cam ve mobilyaya kadar yaklaşık 250 alt sektörü doğrudan etkilediği aktarıldı. İstihdam, üretim ve vergi gelirleri açısından ekonominin en geniş etki alanına sahip sektörlerinden biri olduğu kaydedildi.
Yapı ruhsat sayılarında ve üretim endekslerinde yaşanan artışa değinen Yılmaz, sektörün hem deprem bölgesindeki yeniden inşa süreci hem de ülke genelindeki üretim hareketliliğiyle ekonomiye güçlü katkı sunmaya devam ettiğini belirtti. Ancak bu katkının sürdürülebilir bir lokomotif etkiye dönüşebilmesi için finansmana erişimin iyileştirilmesi ve üretim sürekliliğinin desteklenmesinin büyük önem taşıdığı ifade edildi.
Neşecan Çekici, inşaatın büyümeye katkısının 2026’da da devam etmesini beklediklerini söyledi. İvmenin sürmesinin finansal koşullara bağlı olduğunu, bu yıl konut tarafında nitelikli, doğru lokasyona sahip ve gerçek talebe hitap eden projelerin öne çıkacağını belirtti. Kredi ve finansmana erişimin artırılması, iş gücü maliyetlerindeki artış ve tedarik girdilerindeki oynaklığın azalması, kentsel dönüşümün kalite ve dayanıklılık ekseninde büyümesi gerektiği ifade edildi.
Ziya Yılmaz, geçen yıl yakalanan ivmenin 2026’da korunup korunamayacağının sadece iç talep dinamiklerine değil, küresel ekonomik gelişmelere ve yakın coğrafyadaki jeopolitik sürece de bağlı olacağını dile getirdi. Türkiye’nin güçlü üretim kapasitesi ve dinamik konut talebi sayesinde potansiyelini koruduğunu aktardı. Ruhsat sayılarındaki artışın üretimde ivmelenmeye dönüşmesi için arsa ve finansman politikalarının birlikte ele alınması gerektiği vurgulandı. Konut ihtiyacının yüksek olduğu bölgelerde kamu planlı arsa üretmeli ve bu arsaların üretim şartlı ve maliyeti dengeleyecek bir modelle geliştiricilere sunulması gerektiği belirtildi. 2026’da ivmenin korunmasının mümkün olduğu, ancak bunun için planlı arsa politikaları ile erişilebilir finansman mekanizmalarının eş zamanlı olarak hayata geçirilmesi gerektiği ifade edildi.
İnşaatçılar ve Gayrimenkul Geliştiricileri Derneği (İNDER) Başkanı Engin Keçeli, 2025 büyümesine en büyük katkıyı inşaat sektörünün vermesinden memnuniyet duyduklarını söyledi. Keçeli, 2026 yılının 2025’ten daha iyi olacağını düşündüklerini, Türkiye’nin bölgedeki en güvenli liman olarak görüldüğünü belirtti. Ülkedeki altyapı yatırımlarının sürdüğünü ve önceki yıllardaki konut üretimindeki durgunluğun atıldığını ifade etti. Yeni ruhsat sayılarındaki artışın konut üretiminin devam edeceğini gösterdiğini, talebin yüksek olması nedeniyle arzın artırılmasının otomatik olarak büyümeyi getireceğini aktardı.
Gayrimenkul ve İnşaat Platformu Başkanı Mustafa Ekiz, Türkiye ekonomisindeki büyümenin bu yıl da sürmesi için inşaat dışı alanların da devreye girmesi gerektiğini belirtti. Bu durumun ekonomik büyümenin kalitesini artıracağını, istihdamı ve verimliliği destekleyeceğini söyledi. Kısa vadede konut üretimi ile kamu ve özel sektör yatırımlarının büyümeyi destekleyebileceğini dile getiren Ekiz, uzun dönemde sürdürülebilirlik, teknoloji, ihracat ve yüksek katma değerli üretim alanlarında dönüşümün hızlanması gerektiğini aktardı.
Gündem, ekonomi, siyaset, spor, teknoloji ve magazin başta olmak üzere geniş kategori yelpazemizle bilgi kirliliğinden uzak, şeffaf ve tarafsız gazetecilik anlayışını benimsiyoruz. Olayların perde arkasını analiz eden özel haberlerimiz ve anlık bildirimlerimizle gündemi Tekdüze ile takip edin.
Yorum Yap