İran’a yönelik saldırılar sonrası Rusya ve Çin’in tutumu merak ediliyor. Beklenen askeri destek gelmeyince Tahran’da hayal kırıklığı yaşanıyor.
İran’a yönelik son saldırılar sonrası Tahran’ın uluslararası arenadaki önemli ortakları Rusya ve Çin’in tutumu merak konusu oldu. Her iki ülke de saldırıları kınamakla yetinerek İran’a doğrudan askeri destek vermekten kaçındı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran’daki saldırıyı “insani ve ahlaki normların ihlali” olarak değerlendirdi. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ise sorunların güç kullanılarak çözülemeyeceğini vurgulayarak itidal çağrısında bulundu.
Moskova ve Pekin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin acil toplanması talebinde bulundu. Ancak, diplomatik destek haricinde İran’a somut bir askeri yardım konusunda herhangi bir adım atılmadı.
Rusya ile İran arasında 2025’te imzalanan stratejik ortaklık anlaşması ticaret, savunma iş birliği, bilim ve kültür gibi alanları kapsıyor. İki ülke yakın zamanda Hint Okyanusu’nda ortak askeri tatbikatlar gerçekleştirdi.
Bu anlaşma, tarafları birbirini savunmaya zorunlu kılmıyor. Uzmanlar, bu nedenle Rusya’nın İran adına doğrudan bir savaşa dahil olmasının beklenmediğini belirtiyor.
Rusya’nın müdahale yükümlülüğü olmamasına rağmen, Tahran’ın beklentisi Rusya’nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi gibi platformlarda daha aktif rol oynaması yönündeydi. Bu durum, İran cephesinde hayal kırıklığı yarattı.
Moskova’nın temkinli yaklaşımının ardında Ukrayna savaşı nedeniyle Batı ile zaten gergin olan ilişkileri daha da kötüleştirmek istememesi yatıyor. Analistler, Rusya’nın İran’a destek konusunda diplomatik ve siyasi kanalları tercih ettiğini ifade ediyor.
Çin ile İran arasında 2021’de imzalanan 25 yıllık iş birliği anlaşması, enerji ve altyapı alanlarında önemli bir ekonomik ortaklık zemini oluşturdu. İran, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’nin önemli bir parçası olarak görülüyor.
Pekin yönetimi, askeri konularda geleneksel olarak ihtiyatlı bir politika izliyor. Çin’in uzun yıllardır sürdürdüğü “başka ülkelerin iç işlerine askeri müdahalede bulunmama” ilkesine bağlı kaldığı biliniyor.
Uzmanlar, Çin’in İran krizindeki rolünün diplomasi ve arabuluculukla sınırlı kalabileceğini öngörüyor.
İran’ın petrol ihracatının büyük bir bölümü Çin’e yapılırken, İran Çin’in küresel ticaretinde daha küçük bir role sahip. Bu durum, Pekin’in krize yaklaşımında temkinli davranmasına neden oluyor.
Rusya ve Çin’in söylem düzeyinde İran’a destek vermesine rağmen askeri müdahaleden kaçınması, Tahran’ın güçlü bir güvenlik ittifakına sahip olmadığını gösteriyor.
Gündem, ekonomi, siyaset, spor, teknoloji ve magazin başta olmak üzere geniş kategori yelpazemizle bilgi kirliliğinden uzak, şeffaf ve tarafsız gazetecilik anlayışını benimsiyoruz. Olayların perde arkasını analiz eden özel haberlerimiz ve anlık bildirimlerimizle gündemi Tekdüze ile takip edin.
Yorum Yap