TBMM’nin yeni çalışması, Hürmüz Boğazı’nın dünya enerji ticaretindeki vazgeçilmez yerini ve olası krizlerin küresel ekonomiye etkilerini mercek altına aldı.
TBMM Genel Sekreterliği Araştırma Hizmetleri Başkanlığı, Hürmüz Boğazı’nın küresel ekonomi açısından kritik önemini inceleyen yeni bir çalışma yayımladı. Çalışma, boğazın dünya enerji ticaretinin ana arteri olduğunu ve küresel petrol tüketiminin yaklaşık yüzde 20’sinin bu güzergah üzerinden gerçekleştiğini vurguladı. Raporda, olası bir kapanmanın dünya genelinde ciddi ekonomik aksaklıklara yol açabileceği belirtildi.
2024 verilerine göre, Hürmüz Boğazı’ndan günlük ortalama 20 milyon varil ham petrol ve petrol ürünü akışı sağlanmaktadır. Bu hacim, küresel petrol tüketiminin yaklaşık yüzde 20’sine tekabül etmektedir. Ayrıca, dünya genelindeki sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin beşte biri ile sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) ticaretinin üçte biri boğaz üzerinden yapılmaktadır.
Çalışmada, Hürmüz Boğazı’nın yönetimine dair özel bir uluslararası anlaşmanın bulunmadığı ancak Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) hükümlerinin geçerli olduğu aktarıldı. Kriz dönemlerinde dahi boğazdan geçişin engellenmesinin uluslararası hukuka aykırı kabul edildiği ifade edildi.
Basra Körfezi’ne kıyısı bulunan Suudi Arabistan, İran, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt gibi büyük enerji üreticisi ülkeler, hidrokarbon ihracatlarını büyük ölçüde bu boğaz üzerinden gerçekleştirmektedir. Hürmüz Boğazı, Asya pazarlarına doğrudan erişim sağlarken, Süveyş Kanalı aracılığıyla Avrupa ve Amerika kıtalarına da bağlanarak küresel ticaret ağında merkezi bir konumdadır.
Bölge ülkelerinin ekonomileri, Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan petrol ürünleri dış ticaretine ve gıda, sanayi, sağlık ürünleri ithalatına stratejik olarak bağımlıdır. Çalışma, bu ülkelerin boğaza olan ekonomik bağımlılıklarına dair detaylı veriler de sundu.
Rapora göre, Türkiye ham petrol ihtiyacının yüzde 20’sini Hürmüz Boğazı üzerinden Körfez ülkelerinden temin etmektedir. Boğazın kapanması durumunda Türkiye için maliyet artışları yaşanabileceği belirtildi. Ancak çalışma, Türkiye’nin enerji tedarikinde çeşitli alternatif kaynak ve güzergahlara sahip olması nedeniyle kısa ve orta vadede ciddi bir enerji krizi beklenmediğini kaydetti.
Çalışma, İran’ın boğazı kapatması senaryosunda başta enerji piyasaları olmak üzere küresel tedarik zincirlerinde önemli aksaklıklar yaşanacağını öngörüyor. Bu durumun, enerji sektörünün yanı sıra tüm ekonomik faaliyetleri etkileyen kapsamlı bir domino etkisi yaratabileceği ve enerji arzındaki kesintilerin fiyat dalgalanmalarına yol açarak küresel ekonomik belirsizlikleri artırabileceği ifade edildi.
Hürmüz Boğazı’ndan ihraç edilen petrolün büyük bölümü Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi Asya-Pasifik ülkeleri tarafından ithal edilmektedir. Bu ülkelerin küresel tedarik zincirlerindeki stratejik konumları göz önüne alındığında, boğazın kapanması durumunda dünya genelindeki üretim ve tedarik süreçlerinde ciddi aksamalar yaşanacağı öngörülmektedir.
Bu dört ülke, sadece nihai ürün üreticisi olmakla kalmayıp, aynı zamanda yarı mamul ve ileri teknoloji ara malı sağlayıcısı olarak küresel değer zincirlerinde merkezi bir rol oynamaktadır. Özellikle Çin ve Güney Kore’nin elektronik ve bilişim, Japonya’nın otomotiv ve hassas mühendislik, Hindistan’ın ise ilaç ve yazılım sektörlerine katkıları düşünüldüğünde, enerji arzındaki bir kesintinin bu sektörlerde küresel çapta arz şoklarına yol açabileceği belirtildi.
Gündem, ekonomi, siyaset, spor, teknoloji ve magazin başta olmak üzere geniş kategori yelpazemizle bilgi kirliliğinden uzak, şeffaf ve tarafsız gazetecilik anlayışını benimsiyoruz. Olayların perde arkasını analiz eden özel haberlerimiz ve anlık bildirimlerimizle gündemi Tekdüze ile takip edin.
Yorum Yap