Sosyal medyada neşeli paylaşımlar yapan, iş yerinde “en enerjik” kişi olarak tanınan, toplantılarda herkesi güldüren biri… Depresyonu en son bu kişide düşünürsünüz. Oysa uzmanlar tam da bu profili işaret ediyor….
Sosyal medyada neşeli paylaşımlar yapan, iş yerinde “en enerjik” kişi olarak tanınan, toplantılarda herkesi güldüren biri… Depresyonu en son bu kişide düşünürsünüz. Oysa uzmanlar tam da bu profili işaret ediyor. “Gülümseyen depresyon” ya da klinik adıyla “yüksek işlevli depresyon” olarak tanımlanan bu tablo, görünmez olduğu için hem en geç fark edilen hem de en geç tedavi edilen depresyon biçimi olma özelliği taşıyor.
“İyiyim” Kelimesinin Arkasında Ne Var?
Dünya Sağlık Örgütü, depresyonun dünya genelinde 280 milyondan fazla insanı etkilediğini ve iş göremezliğe yol açan hastalıklar arasında birinci sıraya yaklaştığını raporlarında belirtiyor. Türkiye’de ise Sağlık Bakanlığı verilerine göre depresyon tanısı konan bireylerin yalnızca yüzde 30 ila 40’ı düzenli tedaviye devam ediyor. Kalanlar ya tanı almıyor ya da aldığı tanıyı kabullenmekte güçlük çekiyor.
Bunun en büyük nedenlerinden biri, depresyonun yalnızca yataktan çıkamamak, ağlamak ya da işe gidememekle kendini göstermediği gerçeği. Pek çok birey tam tersine dışarıdan son derece “normal” görünürken içten içe ağır bir yük taşıyor.
Van psikolog Furkan Lenk, bu durumu şöyle aktarıyor:
“Kliniğime gelen danışanların önemli bir kısmı ‘ama ben işe gidiyorum, sosyal hayatım var, insanlar benden güçlü biri olarak bahsediyor’ diyor. Sanki depresyon olabilmek için önce çökmüş olmak gerekiyor. Bu büyük bir yanılgı. Tam işlevselliğini korurken de derin bir boşluk, anlamsızlık ve tükenme hissedebilirsiniz.”
Yüksek İşlevli Depresyonun Sinsi Belirtileri
Klasik depresyondan farklı olarak yüksek işlevli depresyon günlük rutinleri büyük ölçüde koruyor. Bu yüzden hem birey hem de çevresi durumu “ruhsal bir çöküş” olarak okuyamıyor. Ancak şu işaretler dikkatle değerlendirilmeli:
Bu belirtilerin aylar ya da yıllarca sürebileceğini ve kişinin bunu “karakteri” ya da “hayatın gerçeği” olarak kabullenebildiğini belirten Furkan Lenk, şu uyarıyı yapıyor:
“En tehlikeli yanı, kişinin bunu normal saymaya başlaması. ‘Herkes böyle hissediyor’ ya da ‘ben zaten hassas biriyim’ açıklamasıyla yıllarca bu yükü taşıyan insanlar görüyorum. Oysa bu his değişebilir, dönüşebilir.”
Sosyal Medya: Hem Maske Hem Tetikleyici
Araştırmalar, günlük iki saatten fazla sosyal medya kullanan bireylerde depresif belirtilerin belirgin biçimde daha sık görüldüğünü ortaya koyuyor. Ancak ilginç olan şu: sosyal medyada en aktif ve “mutlu” görünen profiller zaman zaman en derinden etkilenenler arasında çıkıyor.
Paylaşım yapmak, beğeni almak ve “iyi görünmek” bir süre sonra kimliğin ayrılmaz parçası hâline geliyor. Bu noktada sosyal medya hem gerçek duyguların maskelendiği bir alan hem de o maskeyi koruma baskısının kaynağı oluyor. Uzmanlar bu döngüyü “dijital çifte hayat” olarak tanımlıyor.
Van psikolog Furkan Lenk’e göre bu tablo özellikle genç yetişkinlerde çarpıcı biçimde görülüyor:
“20’li yaşlarında, hayatının en ‘verimli’ döneminde olan danışanlar geliyor. Instagram’da hayat dolu görünüyorlar. Ama içeride derin bir tükenme var. Ve bunu kimseyle paylaşamıyorlar çünkü imajla çelişiyor.”
Erkekler Neden Daha Geç Başvuruyor?
Depresyon söz konusu olduğunda toplumsal cinsiyet de kritik bir değişken. Kadınların tanı alma oranı erkeklere kıyasla daha yüksek görünse de uzmanlar bunun büyük ölçüde erkeklerin başvuru eşiğinin çok daha yüksek olmasından kaynaklandığını vurguluyor. “Güçlü ol”, “üstesinden gel”, “erkek ağlamaz” gibi kalıplar, erkeklerin duygusal yardım aramasını yıllarca geciktirebiliyor.
Van özelinde de bu tablonun kendini gösterdiğini aktaran Furkan Lenk, son dönemde erkek danışan profilinde bir artış olduğuna dikkat çekiyor. Bunun, hem farkındalığın yükselmesinin hem de “yardım aramak zayıflık değildir” söyleminin toplumda karşılık bulmaya başlamasının bir göstergesi olduğunu belirtiyor.
Tedavide Geç Kalmak Ne Anlama Geliyor?
Tedavi edilmeyen depresyon zamanla derinleşiyor. Beyin kimyasındaki değişiklikler kalıcı hâl alabiliyor, anksiyete bozuklukları eşlik etmeye başlayabiliyor ve sosyal geri çekilme giderek belirginleşebiliyor. Buna karşın erken dönemde başlanan terapi süreçlerinin büyük çoğunluğu, aylarca sürmeden ciddi iyileşmeler sağlayabiliyor.
Bilişsel Davranışçı Terapi, kişilerarası terapi ve gerektiğinde psikiyatrik değerlendirmeyle desteklenen bütüncül bir yaklaşım, depresyon tedavisinde etkinliği en yüksek yöntemler arasında yer alıyor.
“Gülümseyen” Biri Tanıyor musunuz?
Çevrenizde her şeyin yolunda göründüğü hâlde “içi boş” izlenimi veren, eskiye kıyasla anlamsızlık ifade eden ya da yardım istemekte güçlük çeken biri varsa bunu görmezden gelmemenizi öneriyor uzmanlar. Bazen tek bir “nasılsın, gerçekten?” sorusu bir kapı aralayabiliyor.
Van psikolog Furkan Lenk ile yüz yüze ya da online görüşme için www.furkanlenk.com adresini ziyaret edebilir, ruh sağlığına dair içerikler ve güncel paylaşımlar için de instagram.com/psikologfurkanlenk adresini takip edebilirsiniz.
Gündem, ekonomi, siyaset, spor, teknoloji ve magazin başta olmak üzere geniş kategori yelpazemizle bilgi kirliliğinden uzak, şeffaf ve tarafsız gazetecilik anlayışını benimsiyoruz. Olayların perde arkasını analiz eden özel haberlerimiz ve anlık bildirimlerimizle gündemi Tekdüze ile takip edin.
Yorum Yap