Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, TBMM’de yaptığı sunumda savaşın dezenflasyon sürecini olumsuz etkilediğini ancak Merkez Bankası’nın fiyat istikrarı kararlılığını sürdüreceğini bildirdi. Karahan, küresel enflasyon ve Türkiye ekonomisine dair değerlendirmelerde bulundu.
Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yaptığı sunumda, jeopolitik gelişmelerin, özellikle enerji ve ulaştırma hizmet fiyatları üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Karahan, ABD ile İran arasındaki savaşın enerji fiyatlarını artırdığını ve küresel enerji arzı açısından risk oluşturduğunu belirtti.
Karahan, savaşın dezenflasyon sürecini olumsuz etkilediğini ancak Merkez Bankası’nın kararlılığını değiştirmediğini vurguladı. Önümüzdeki dönemde tüm para politikası araçlarının temel amaç olan fiyat istikrarı doğrultusunda kullanılmaya devam edeceğini ifade etti. Petrol fiyatlarındaki oynaklığın tarihsel ortalamaların üzerinde seyrettiğini, sanayi metalleri ve tarımsal emtialardan kaynaklanan enerji dışı fiyat artışlarının da sürdüğünü ekledi.
TCMB Başkanı Karahan, küresel ölçekte enerji fiyatlarına bağlı manşet enflasyonun yükseldiğini, gelişmiş ülkelerde beklenen faiz indirimlerinin ötelendiğini söyledi. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) yıl boyunca politika faizini değiştirmeyeceği beklentisi oluşurken, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) ise yılın ikinci yarısında faiz artırması öngörülüyor. Savaşın gelişiminin ve enerji nakliyatındaki aksamaların süresinin belirleyici olacağı değerlendirmesi yapıldı.
Karahan, sıkı para politikalarının hedeflenen sonucu olarak talep kompozisyonunda dengeli seyrin devam ettiğini bildirdi. 2025’te tüketimin büyümeye katkısının 2023’e göre belirgin şekilde gerilediğini, yatırımların katkısının ise sürdüğünü belirtti. Küresel ticarette jeopolitik zorluklara rağmen ihracatta artış, ithalatta azalış gerçekleştiğini kaydetti.
Türkiye’nin ekonomik göstergelerine ilişkin bilgi veren Karahan, yüksek fiyatlar nedeniyle enerji ithalatı artsa da altın ve enerji hariç ithalatta düşüş gözlendiğini, dış ticaret açığının nisanda ilk çeyreğe kıyasla gerilediğini aktardı. Cari açığın yılın ilk çeyreğinde arttığını ancak milli gelire oran olarak tarihsel ortalamaların altında kalmayı sürdürdüğünü söyledi.
Savaşın enerji fiyatlarında tetiklediği hızlı yükselişin mart ayındaki enerji ithalatını artırdığını, altın ithalatındaki gerilemenin cari dengeye pozitif katkı sağladığını belirtti. Karahan, jeopolitik riskler ve enerji fiyatlarındaki artışın faaliyetleri sınırlayıcı etkilerinin, dış ticaret açığı üzerinde yukarı yönlü baskıyı artırdığını öngördüğünü ifade etti. 2026’da cari açığın milli gelire oranının uzun dönem ortalamasının altında gerçekleşeceğini tahmin etti.
Nisan itibarıyla yıllık tüketici enflasyonunun yüzde 32,4 seviyesinde gerçekleştiğini hatırlatan Karahan, Mayıs 2024 zirvesine kıyasla belirgin bir düşüş yaşansa da enflasyonun yüksek seyrini koruduğunu ifade etti. Göstergelerin son 3 aylık ortalamalarının enflasyonun ana eğiliminde bir miktar yükselişe işaret ettiğini belirtti.
Karahan, yılın ilk 4 ayındaki fiyat artışlarında, geçen yıla kıyasla temel mal ve hizmet gruplarında enflasyonun yavaşladığını, ancak gıda ve enerjide yükseldiğini gözlemlediklerini aktardı. Nisan ayı tüketici enflasyonunda enerji, gıda ve giyim fiyatlarının öne çıktığını, akaryakıt fiyatlarındaki gelişmelerle ulaştırma hizmetlerinde artışların güçlü seyrettiğini söyledi.
TCMB Başkanı Fatih Karahan, martta ılımlı seyreden gıda fiyatlarının nisanda tekrar hızlandığını, temel mal enflasyonu tarafında ise giyim grubu fiyatlarının yükseldiğini belirtti. Petrol fiyatlarındaki artışın yansımasıyla petrokimya ürünleriyle bağlantılı kalemlerde de fiyat artışları yaşandığını ifade etti.
Karahan, Orta Doğu’daki gerilimin negatif arz şoklarına yol açarak enflasyonist baskıları artırdığını, yurt içi enerji fiyatlarının petrol ve doğal gaz öncülüğünde hızlandığını kaydetti. Enerji yıllık enflasyonunun son iki ayda 19 puan artış gösterdiğini, tetiklenen maliyet artışları sonucunda elektrik ve doğal gaz tarifelerinde güncellemeye gidildiğini belirtti. Doğal gazda kademeli fiyat uygulamasına geçilmesinin fiyat artışını belirginleştirdiğini ekledi.
Ham petrol fiyatlarındaki artışların tüketici fiyatlarına etkisini sınırlamak üzere akaryakıtta eşel mobil sisteminin devreye alındığını hatırlatan Karahan, bu sistemin petrol fiyatlarındaki artışların enflasyona yansımasını önemli ölçüde sınırladığını kaydetti.
Hizmet enflasyonunda 2025’te kira ve eğitim hizmetlerinin yüksek seyrinde önemli rol oynadığını belirten Karahan, bu iki kalemde geçmiş enflasyona endeksleme eğiliminin etkili olduğunu söyledi. Son bir yıllık dönemde her iki kalemde de enflasyonda önemli düşüşler yaşandığını, bunun hizmetlerde süregelen ataletin güç kaybetmeye başladığını gösterdiğini ifade etti.
Kira ve eğitim dışında kalan hizmet kalemlerinde tüketici enflasyonuna daha yakınsama gözlendiğini aktaran Karahan, kira tarafında yakın dönem verilerinin ve yeni kiracı kira endeksinin enflasyonda eğilimin aşağı yönlü olduğuna işaret ettiğini belirtti. Eğitimde ise fiyat ayarlamalarında geçmiş 24 ay yerine 12 ayın etkisini yansıtacak şekilde değişikliğe gidilmesini önemli bulduklarını vurguladı.
Karahan, bir önceki sunum dönemine kıyasla enflasyon beklentilerinin arzu edilen ölçüde gerilemediğini, beklentilerin halen enflasyon tahminlerinin üzerinde seyrettiğini gördüklerini ifade etti. Gıda fiyatlarının yılın ilk aylarında yüksek seyrettiğini, Orta Doğu’daki gelişmelerin enflasyon görünümü üzerinde belirsizliğe yol açarak beklentilerde bozulmaya neden olduğunu belirtti. Jeopolitik gelişmelerin ikincil etkilerinin ve gerilimin süresinin enflasyon görünümü açısından kritik risk unsuru olduğunu vurguladı.
Karahan, Orta Doğu’daki gerilim kaynaklı artan belirsizliklerin petrol, doğal gaz ve emtia fiyatlarında yüksek oynaklıklara neden olduğunu dile getirdi. Bu unsurların enflasyon görünümü üzerindeki risklerini sınırlamak amacıyla zamanlı tedbirler aldıklarını anlattı. TL mevduat, kredi büyümesi ve likidite yönetimi odaklı makroihtiyati tedbirlerin sıkı para politikası duruşunu desteklemek üzere uygulanmaya devam ettiğini belirtti.
TL mevduat payını artırmayı hedefleyen düzenlemelerin finansal koşullara göre revize edilerek uygulandığını söyledi. KKM hesaplarının açılması ve yenilenmesi uygulamasının 2025’te sonlandırıldığını, bu hesaplarda çok sınırlı bir bakiye kaldığını kaydetti. Kredi büyümesindeki dalgalanmaları yönetmek için büyüme sınırlarının kullanıldığını, aktif likidite yönetimi politikası ile parasal aktarım mekanizmasının güçlendirildiğini ifade etti.
Karahan, 2025’in ikinci yarısından itibaren politika faizinde yapılan indirimlerin, şubat sonundaki jeopolitik gelişmelere kadar olan dönemde mevduat ve kredi fiyatlamalarına beklentiler ölçüsünde yansıdığını belirtti. Sıkı para politikasının, yurt içi yerleşiklerin TL mevduat tercihinin korunmasında rol oynadığını dikkati çekti.
Nitekim TL mevduatın payının yüzde 59 ile tarihsel ortalamasına yakın seviyede kalmaya devam ettiğini, yatırım fonları dahil edildiğinde de bu görünümün değişmediğini söyledi. Jeopolitik gelişmeler sırasında hane halkında döviz talebi oluşmadığını ifade etti. Mart son haftasındaki altın fiyatlarındaki gerilemenin altın talebini artırdığını, ancak sonrasında dengelenen altın fiyatlarıyla bu talebin sona erdiğini gözlemlediklerini belirtti. Döviz tarafında ise satış eğiliminin devam ettiğini kaydetti.
Karahan, savaş döneminde artan risk ve oynaklık göstergelerinde ateşkes görüşmeleri sonrasında gerileme yaşandığına işaret etti. 27 Mart’ta 155 milyar dolara gerileyen brüt rezervlerin, takip eden dönemde 16 milyar dolar artışla 24 Nisan’da 171 milyar dolara ulaştığını bildirdi. Swap hariç net rezervlerin ise 17 milyar dolar artışla 36 milyar dolara yükseldiğini açıkladı.
Jeopolitik gelişmelerin neden olduğu arz şoklarının dezenflasyon sürecini olumsuz etkilediğini ancak bunun fiyat istikrarına ulaşma yolundaki kararlılığı değiştirmeyeceğini vurguladı. Yaşanan gelişmelerin orta vadeli enflasyon görünümü üzerindeki yansımalarının para politikası duruşuyla şekilleneceğini belirtti. Fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı para politikasının sürdürüleceğini, çünkü fiyat istikrarının sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refah artışı için ön koşul olduğunu sözlerine ekledi.
Gündem, ekonomi, siyaset, spor, teknoloji ve magazin başta olmak üzere geniş kategori yelpazemizle bilgi kirliliğinden uzak, şeffaf ve tarafsız gazetecilik anlayışını benimsiyoruz. Olayların perde arkasını analiz eden özel haberlerimiz ve anlık bildirimlerimizle gündemi Tekdüze ile takip edin.
Yorum Yap